Kategori

Aurflix

2 yazı

Sultana - Bu sefer Ben Ölmedim

Sultana - Bu sefer Ben Ölmedim

Sultana — Film Eleştirisi

Öncelikle Türkiye'de böyle cesur bir iş yaptıkları için tebrik etmek istiyorum.

Filmi fragmanını ya da konusunu okumadan, sadece sosyal medyada gördüğüm küçük eleştiriler ve reklamlardan tanıdım. İyi ki önceden izlememiş ve hakkında hiçbir şey okumamışım. Benim için güzel bir sürpriz oldu.

Film, Taksim'de Sultana adlı bir pole dance kulübünde geçiyor. Pole dance deyince biraz daha cool ve rahat bir işletme zannettiniz tabii ama aslında klasik pavyondan pek bir farkı yok.

Hırslı, içten içe hüzünlü ve erkek egemenliğine yenilmiş kadınların olduğu; erkeklerin cinsel dürtülerini uyandırıp paralarını aldıkları ve yine tecavüzü, tacizi normalleştirebilen, sadece parasına bakan erkekler tarafından yönetilen bir yer.

Böyle düşününce insan, "Of, yine aynı dramayı izleyeceğiz." diye düşünüyor.

Ama öyle olmadı.

Filmin başında kadın dayanışmasını görüyorsunuz. Yeni gelen kadını içlerine alıyorlar, kendilerini tanıtıyorlar. Fakat hikâyenin içine girdikçe aslında burada bir sürü farklı hayatın ve hikâyenin geçtiğini, kadınların kendi aralarında da hırslarının ve çatışmalarının olduğunu görüyorsunuz.

Hikâyenin anlatılış biçimini oldukça başarılı buldum.

Sadece bir konuda daha fazlasını isterdim: Pole dance gösterileri sırasında kendi yazdıkları ve söyledikleri şarkılara playback yaparak performans sergiliyorlardı. Şarkı seçimlerini ve sözlerini beğensem de bunların filme istediğim yüksekliği vermediğini düşünüyorum.

Tanıdığımız, bildiğimiz oyuncuları striptiz ve pole dance yaparken izliyorsak, şarkıların da biraz daha güçlü ve yükseltici olmasını isterdim. Filmin sakinliğini biraz olsun kırabilir ve o sahnelere daha fazla enerji katabilirdi.

Oyunculuklar

Tuba Büyüküstün ve Derya Pınar Ak'ın oyunculuklarının yanında, en beğendiğim ve açık ara favori karakterim Tülay oldu. Seray Kaya karakteri gerçekten çok iyi taşımış.

Tülay'ın o bad bitch görüntüsünü vermesi, kendi hırslarına yenik düşmesi ve bütün bunların altında gizli gizli özgür olma arzusunu taşıması bana çok iyi geçti.

Kıyafetler, oyuncularımızın güzelliği ve danslar da ayrıca çok güzeldi.

Filmin sonlarına doğru asıl vermek istediği mesajı anlamaya başlıyorsunuz:

Sistem hatalı. Kadınlar birbirlerine destek olmalı.

Filmde bir tecavüz sahnesine de yer verilmiş. Tecavüze uğrayan kadının "Bu sefer ben ölmedim." cümlesini kurduğu sahne, filmin toplumsal mesajını en güçlü şekilde verdiği anlardan biriydi. Benim de en beğendiğim sahnelerden biri oldu.

Bir diğer sevdiğim sahne ise Anna'nın, yani Derya Pınar Ak'ın, baş dansçı pozisyonunu aldığı sahneydi.

Meral (Tuba Büyüküstün), sistemin yine aynı olduğunu, hiçbir şeyin değişmeyeceğini ve Anna'nın bunu anlamadığını düşünüp sahneden çıkıyor.

Ben de gerçekten Anna'nın hiçbir şeyi anlamadığını düşünmüştüm.

Ta ki sonraki sahnelerde aslında her şeyi anladığını ve sistemin tamamını çökerttiğini görene kadar.

Body shaming meselesi

Filmde body shaming meselesinin tamamen ortadan kaldırılmış olmasını ayrıca çok beğendim.

Normalde striptiz, pole dance gibi performansları sergileyen kadınların güzel, alımlı, seksi ve zayıf olması gerektiğine dair bir algı var.

Burada ise kadınların hepsi aynı kalıptan çıkmıyor.

Evet, seksiler.

Ama aynı zamanda balık etliler, kısalar, anneler, özgüvensizler, hırslılar, kırılganlar...

Ve bütün bunlar onları daha az kadın, daha az çekici ya da daha az güçlü yapmıyor.

Bunu görmek güzeldi.

Ve o son sahne...

Filmin son sahnesinde kadın kahramanlarımızı bir barda içkilerini tokuştururken görüyoruz.

İlk anda "Tamam, böyle bitecek. Mutlular, kurtuldular, artık özgürler." diye düşünüyorsunuz.

Sonra...

Kızlar ERKEK STRİPTİZ KULÜBÜNE gitmişler.

Bakın, o kadar keyiflendim ki size anlatamam.

Gerçekten sesli bir şekilde kahkaha attım.

Çünkü ister kabul edin ister etmeyin, erkek egemenliğinin sorgulandığı bir dönemdeyiz. Erkeklerin yapabildiği pek çok şeyi kadınlar da yapmaya başladı.

"Sistem yine aynı sistem." deyip peşlerinden gitmediğimiz bir zamandayız artık.

Yavaş yavaş daha fazla kadın gözlerini açıyor.

Bu film de gözlerini henüz açmayanlara gelsin diyelim.

Benim puanım:

Sultana — 8/10

Benim Adım Aylamaz

benim adim alyamaz

Diziyi tam iki günde bitirdim. Zamanım olsaydı on bölümü de tek günde izleyebilirdim.

İlk dikkatimi çeken şey ise dizinin adı oldu. "Aylamaz" ismi, kökleri köylere dayanan bir karakteri çağrıştırıyordu. Buna rağmen Aylamaz karakteri, kırsal insanlara atfedilen sıcaklık ve samimiyetten ziyade daha soğuk, duygularını göstermeyen ve heyecansız bir yapıya sahipti.

İlk bölümlerde izlemekten çok keyif aldığımı söyleyemem. Karakterlerin ve olayların daha çok şehir insanının bakış açısından işlendiğini düşündüm. Ancak hikâye aynı zamanda merak duygusunu canlı tutmayı başarıyordu. Dizinin merkezine bir çiçeğin yerleştirilmiş olması ise benim için beklenmedik ve ilgi çekici bir detaydı.

Hikâyenin Makedonya'da geçmesi bana çocukluğumun ve gençliğimin unutulmaz dizilerinden olan Elveda Rumeli'yi hatırlattı. Üstelik kadroda Erman Saban, Suzan Kardeş ve benim için her zaman ayrı bir yeri olan Filiz Ahmet'in bulunması bu hissi daha da güçlendirdi. Şiveleri, konuşma biçimleri ve karakterlere kattıkları sıcaklık dizinin atmosferini önemli ölçüde zenginleştiriyordu.

Bence dizi iki temel fikir üzerine kurulmuş. Birincisi, inancın insanı en karanlık anlardan bile çıkarabilecek bir güç olması. İkincisi ise önyargılar, katı gelenekler ve birbirine tamamen zıt yaşam biçimleri.

Kırsal kesimin geçmişten gördüğünü sürdürmeye eğilimli olması ve yeniliğe mesafeli yaklaşması kadar, şehir insanının da empati kurmak yerine kendi doğrularını başkalarına kabul ettirmeye çalışması eleştiriliyor.

Dizinin genel atmosferi, oyunculukları, hikâyesi, küçük mizah anları ve düşündüren sahneleri oldukça başarılıydı. Uzun zamandır bir yapım bana bu kadar sıcak ve samimi hissettirmemişti. Bu nedenle hikâyenin 10 bölümle sınırlı kalmaması ve ikinci sezonunun gelmesi gerektiğini düşünüyorum.

Puanlama yapacak olursam 10 üzerinden 9 verirdim. Tek puanı kırma sebebim bazı animasyon ve görsel efektlerin günümüz standartlarının gerisinde kalmış olması. Bunun dışında izlerken keyif aldığım, karakterleriyle bağ kurabildiğim ve bitince aklımda kalan bir yapım oldu.